Şubat 2020
PSÇPCCP
 12
3456789
10111213141516
17181920212223
242526272829 

"Kadını güzel yapan şey ne saçı, ne vücudu, ne de kaşı gözüdür. Kadını asıl güzel yapan sevgisini paylaşabilmesi, fedakârlığı, karşılık beklemeden verdiği emeği, sınırsız sorumluluğu, toplumsal duyarlığı, barışçıl olması, engin anlayışı, sadakati, kalbini de katarak kullandığı aklı ve ana olma özelliğidir."

SONGÜL DÜNDAR

Aşık Dündar

sound by Jbgmusic
28
Tem
2009
Ya Kan Getir Ya Hastaneyi Terket
Songül Dündar tarafından yazıldı   

Kan hastalarının karşılaştıkları cümle bu?
Ya kan getir, ya hastaneyi terk et!
Kan hastası olan ablamın hastanede yatışı anında duyduğumuz cümle buydu.
Geçtiğimiz günlerde kaybettim ablamı.
En büyüğümüz olan Naime ablamı?
Ölüm acısının çok zor olduğunu çekenler bilir.
Acımı; eş, dost ve hısım akraba sayesinde unutmaya çalıştım.
Ama; hiç unutamadığım odur ki; bireysellikten öte, toplumsal bir sorun olan ve hastanenin; ?ya kan getir, ya da hastaneyi terk et!? cümlesidir.


Düşünebiliyor musunuz, kan hastasısınız ve size hastanede bu cümlelerle kapı gösteriliyor. Ne acı, ne hazin bir durumdur. Yataktan kalkacak hali olmayan bir hastayı bu şekilde kapı dışarı etmek; ne sosyal devlet anlayışına, ne hukuka, ne de Anayasa?ya uyar. Hastane yetkilileri de çok iyi bilmektedir ki; yaşam ünitelerine bağlı olan böyle bir hastanın fişi çekildiğinde, eve gitmeden yolda ölecektir. Başka bir deyişle; bu tür anlayış hastayı bilerek ölüme mahkûm etmek demektir.


Hacettepe hastanesi?nin adını duymayan olduğunu sanmıyorum. Ankara?ya yolu düşen çoğu kimsenin gezmek amacıyla bile olsa yolu Hacettepe Hastanesi?nden bir şekilde geçmiştir. Hastası olup da Ankara?ya götüren insanların büyük çoğunluğu Hacettepe Hastanesi?ni tercih etmişlerdir.
Çoğumuzun anılarında, Hacettepe Hastanesi?nin yeri vardır. Benim de iki çocuğumun doğum belgelerinde ?Hacettepe Hastanesi? yazmaktadır. Çocuklarımın kokularını ilk defa kokladığım ve her şeyiyle çok beğendiğim, takdir ettiğim Hacettepe Hastanesi?nin bu güzel anılarla hafızamda kalmasını çok isterdim.


Ama maalesef hiç de öyle olmadı. Naime ablamın kan hastası olarak yattığı hastane ve ?ya kan getirin ya da hastanızı alın, evinize götürün? cümlesinin ifade edildiği yer, ?Hacettepe Hastanesi?nin ilgili bölümüdür. Çok üzücüdür ama bu olay, bire bir yaşadığım ve bizzat kendimin başından geçen, toplumsal bir yaranın acı bir gerçeğidir. Hastanenin böyle bir dayatmasından kısa bir süre sonra da zaten hastamızı kaybettik. 
Sağlık; Anayasal bir hak olduğuna göre ve vatandaşın sağlık sorunu ile ilgilenmek de devletin asli görevi olduğuna göre; tüm sağlık sorunları gibi, çok önemli olan kan hastaları için de, bu sorunun çözülmesinin önemi tartışmasızdır. Biz, yaşaması gereken hastamızı kaybettik, ben canımdan çok sevdiğim ablamı, belki de bu anlayışa kurban verdim. Dileğim ve haykırmam odur ki; başkalarının canı yanmasın, başka vatandaşlar bu uygulamaya kurban gitmesin.


Ve arzumuz odur ki; devlet görevini eksiksiz yerine getirsin. Kan bulunacaksa devlet eliyle temin edilsin, ilaç bulunacaksa devletin kendisi bulsun. Vatandaşa ?git kan bul, ilaç bul? denmesin. Devlet, sosyal devlet görevini yerine getirsin.
Hastamızı kaybettiğimiz gün  ?Hasta yakınlarından kan istenmeyecek? başlığıyla Sağlık Bakanlığının, ?Güvenli Kan Temini Projesi? açıklandı. Hastanenin İhtiyaç duyulan kanı öncelikle Kızılay?dan temin etmeleri gerektiği bildirmiştir.


Türk Kızılay?ından Bakanlığa ?Gönüllülük esasına göre toplanan kanların yeterli miktarda kullanılmadığı, hastanelerce replasman kanalımına devam edildiği için Kızılay?ın kan stoklarının imha edildiği? yönünde geri bildirimler yetkililerce açıklanmıştır.
Kan hastalarının, kanayan yarası olan bu durumu ilgililere ve yetkililere duyurmak üstlendiğimiz görevimiz gereğidir. 
Yaşadığımızı aktarmak, boyun borcumuzdur.
Gördüklerimizi yazmak, görevimizdir.
Biz görevimizi yaptık, şimdi sıra; devlette ve ilgili kurumlarda, umarım ?Güvenli Kan Temin Etme Projesi?layıkıyla uygulanır.