Temmuz 2020
PSÇPCCP
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031 

"Kadını güzel yapan şey ne saçı, ne vücudu, ne de kaşı gözüdür. Kadını asıl güzel yapan sevgisini paylaşabilmesi, fedakârlığı, karşılık beklemeden verdiği emeği, sınırsız sorumluluğu, toplumsal duyarlığı, barışçıl olması, engin anlayışı, sadakati, kalbini de katarak kullandığı aklı ve ana olma özelliğidir."

SONGÜL DÜNDAR

Aşık Dündar

sound by Jbgmusic
04
Mar
2014
KADININ TOPLUMDAKİ YERİ
songül Dündar tarafından yazıldı   

Kadının yeri

Kadının Türk toplumunda yeri

Kadının ailede yeri

Ailenin toplumda yeri

Kadının toplumda emeği

 

Kadın, en başta ailenin koruyucusudur. Kendini feda edercesine aile bütünlüğünü korumak adına dünyanın her yerinde kadınlar bir şekilde omuzlarına aldıkları ağır yüklerle boğuşmaktadır. Toplumda kadına verilen değer kendini feda ettiği ölçüde midir?

Toplumsal cinsiyet ayırımcılığına maruz kalan kadınlar siyasal, yasal, sosyal ve ekonomik haklara sahip olmada, bu haklarını kullanmada eşitsizliklere uğramışlardır. Her alanda olduğu gibi aile reisliği, malları yönetme, yürütme iş kurma gibi eylemlerde de fırsat tanınmamaktadır. Bu da Atatürk'ün dediği gibi toplumumuzun başarısızlık sebebidir.

"Bizim sosyal toplumumuzun başarısızlığının sebebi, kadınlarımıza karşı gösterdiğimiz ilgisizlikten ileri gelmektedir. Yaşamak demek faaliyet demektir. Bundan dolayı bir sosyal toplumun bir organı faaliyette bulunurken diğer bir organı işlemezse o sosyal toplum felçlidir."

Kadın olmak demek; ana olmak, çocukların eğitimi, sağlığı, bakımını üstlenmek , yuvayı yapmak ve ekonomik sorumluluk duymak şeklinde algılanır toplumda. Buna rağmen tarih boyunca da kadının insan olduğu unutulmuş bu üstün özelliklerine rağmen horlanmış, her konuda ezilmiş, sömürülmüştür."Şuna inanmak gerekir ki; dünya üzerinde gördüğümüz her şey kadının eseridir." Diyen Atatürk, Türk Kadınına haklar tanımasına rağmen, toplum zihniyetimiz bu olguyu kabullenememektedir.

Kadınların namusu toplumun ve ailenin namusu olarak görülmektedir. Bu nedenle eğitime ve çalışmaya katılmaları, faaliyetlerde bulunmaları engellenir, engellenmediğinde de çok sıkı bir denetim altında tutulurlar. Töre ve namus gibi gerekçelerle okuyamayan kız çocukları çok küçük yaşlarda evlendirilmekte, bağımsız ve eşit bir yurttaş olarak toplumsal yaşama katılamamakta, şiddete uğrama ihtimalleri artmaktadır. Toplumumuzda,"Kadının yeri evidir" anlayışına sığınmışlık vardır. Ev kadınlarının geçinmek için eşine bağımlı olması onu geri plana itmektedir. Çalışmak kadının dünyaya bakışını değiştirir. Ailesinin geçiminde eşinin destekçisi olur. Kendine olan güveni artar. Günümüz koşullarında fırsat yakalayan kadınlarımız başarısını her alanda kanıtlamıştır.

Toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması, kadına biçilen rolün ortadan kaldırılması için toplumun tüm bireylerinin eğitilmesi gerekir. Sağlık, siyaset ve kamu yaşamına katılmada kadınların da toplumun eşit bireyi olduğu unutulmamalı, ayrıcalıklı davranılmamalı. Aile ve toplum da hak ve sorumluluklarda eşitlik sağlanmalı, aile içinde kararlar birlikte alınmalı. Ailede ki kız ve erkek çocuklarının aynı davranış içinde yetiştirilmeli. Kızımız, kardeşimiz eşimiz, oğlumuzun ve kızımızın anası olan kadınlarımızın şiddete uğraması engellenmeli.

"Kadınlarımız erkeklerden daha çok aydın, daha çok kültürlü, daha fazla bilgili olmaya mecburdurlar. Eğer gerçekten milletin anası olmak istiyorlarsa böyle olmalıdırlar." (Atatürk)

Tevfik Fikret'in dediği gibi "Kızlarını okutmayan bir millet, oğullarını manevi öksüzlüğe mahkûm etmiş demektir."

"Bir toplum, bir millet erkek ve kadın denilen iki cins insandan meydana gelir. Mümkün müdür ki, bir toplumun yarısı topraklara zincirlerle bağlı kaldıkça, diğer kısmı göklere yükselebilsin!"

"Ey kahraman Türk kadını! Sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın." Diyen Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün işaret ettiği yerde olmak istiyoruz.

 

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile