Ocak 2020
PSÇPCCP
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031 

"Kadını güzel yapan şey ne saçı, ne vücudu, ne de kaşı gözüdür. Kadını asıl güzel yapan sevgisini paylaşabilmesi, fedakârlığı, karşılık beklemeden verdiği emeği, sınırsız sorumluluğu, toplumsal duyarlığı, barışçıl olması, engin anlayışı, sadakati, kalbini de katarak kullandığı aklı ve ana olma özelliğidir."

SONGÜL DÜNDAR

Aşık Dündar

sound by Jbgmusic
12
Mar
2014
ÇILDIRLI İRFANÎ
songül Dündar tarafından yazıldı   

El çek tabip el çek sinem üstünden

Sen benim derdime çare bilmezsin

Sen nasıl tabipsin yoktur ilacın

Yaram içerdedir sara bilmezsin

Çıldırlı İrfanî, XVIII. yüzyılda Çıldır?a bağlı ve şimdiki adıyla Sazlısu, eski adıyla Koravil köyünde yaşamıştır. Asıl adının Süleyman olduğu bilinmektedir. Doğum ve ölüm tarihleri hakkında kesin bir bilgi yoktur. Kimi kaynaklarda ise; şimdi terkedilmiş durumda olan Çıldır?ın Kunduzhev köyünde yaşadığı ifade edilmektedir.

Öte yandan kimi kaynaklara göre, babası öldüğünde, amcası Sabri Paşa?nın yanına giderek eğitim görmüş ve imamlık yapmıştır.

Halk efsanelerine göre; Posof Damal?da bir alevi kızına âşık olmuş ve evlenmelerine izin verilmeyeceğini düşünerek kızı kaçırmıştır. Ulgar dağının kuzeydoğu yamacındaki Mutlucan tepesindeki Kız Kilisesi?nde yedi sene kaçak olarak yaşamıştır. Daha sonra yakalanarak hapse atılmıştır. Dönemin Ahıska Valisi Atabekli Süleyman Paşa?ya yazdığı bir şiir vesilesiyle affedilerek serbest bırakılmıştır.

Tiflis?ten Azerbaycan?a kadar bütün bölgeyi dolaştığı söylenmektedir. Aralarında dönemin ünlü âşığı Vagıf?ta olmak üzere birçok kişiyle karşılaştı.

İrfanî veya Urfanî makamının, Çıldırlı İrfanî?ye ait olduğu, yetkin çevrelerce kabul görmüştür.

EL ÇEK TABİP

El çek tabip el çek sinem üstünden

Sen benim derdime çare bilmezsin

Sen nasıl tabipsin yoktur ilacın

Yaram içerdendir sara bilmezsin

Yıkılsın feleğin taç ile tahtı

Ok vurdu sineme hicranım aktı

Ezelden verdiğin ikrarı ahtı

Şimdi ikrarında dura bilmezsin

Karadır kaşların gözlerin hayın

Çekmeyen ne bilir bu aşkın yayın

Yıktın viran ettin gönül sarayın

Sen onun bir taşın öre bilmezsin

İRFANÎ?yem bu sırları gizlerim

Hançer alıp bağrım başın bizlerim

Ne durursun ağlasana gözlerim

Daha yar yüzünü göre bilmezsin

MÜNASİPTİR

Her seher her seher ey şuhi huban

Çıkıp salınmaya yol münasiptir

Kulluğunda durup hizmet etmeye

Bizim gibi edna kul münasiptir

İşleme entari basma frengi

Flemenk şalvarın boncuğu rengi

Beyaz topuk ile ediyor cengi

Çifte tabancaya bel münasiptir

Bir münasip cüppe yaraşır ona

Yürüdükçe hayat verir insana

Simiyane kemer zerzeb mintana

Şimşekli kaputa dal münasiptir

Beline yakışır elmaslı bıçak

Kaplama kılıcı serde boyca hak

Ayetle yazılı demiş ki kolçak

Zernişan tüfeğe el münasiptir

Açılma İRFANÎ olursun nahak

Derdin pinhan eyle dört yanına bak

Methettiğin dilber methe müstahak

Ne kadar methetsen dil münasiptir

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile