Nisan 2021
PSÇPCCP
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
2627282930 

"Kadını güzel yapan şey ne saçı, ne vücudu, ne de kaşı gözüdür. Kadını asıl güzel yapan sevgisini paylaşabilmesi, fedakârlığı, karşılık beklemeden verdiği emeği, sınırsız sorumluluğu, toplumsal duyarlığı, barışçıl olması, engin anlayışı, sadakati, kalbini de katarak kullandığı aklı ve ana olma özelliğidir."

SONGÜL DÜNDAR

Aşık Dündar

sound by Jbgmusic
01
Arl
2014
KADIN HAKLARININ ANLAM KAZANDIĞI GÜN!
songül Dündar tarafından yazıldı   

"Kadını güzel yapan şey; ne saçı, ne vücudu, ne de kaşı gözüdür. Kadını asıl güzel yapan; sevgisini paylaşabilmesi, fedakârlığı, karşılık beklemeden verdiği emeği, sınırsız sorumluluğu, toplumsal duyarlılığı, barışçıl olması, engin anlayışı, sadakati, kalbini de katarak kullandığı aklı ve ana olma özelliğidir"

Bu sözler; "Savaşların Kadını" romanımda titizlikle dile getirdiğim ve inancım olan düşüncelerimdir. Bu sözlerin üzerine bir roman daha yazılır. Çünkü: Kadın bu sözlerin çok daha fazlasına lâyıktır. Kadına lâyık olduğu bu hakkı veren ilk ve tek lider; büyük insan ATATÜRK?tür. Tam 80 yıl önce altın tepside sunmuş bu hakkı biz kadınlara.

 

Kadınların erkeklerle eşitliği ve kadın hakları ile ilgili olarak 19. Asırdan bu yana, batı ülkelerinde ve toplumlarında verilen mücadeleleri ve öncelikle Amerika ve İngiltere kadınlarının bu mücadeleye ev sahipliği yaptıkları söylenebilir.

Bizim toplumumuzda ise; gerek Osmanlı İmparatorluğu ve gerekse Cumhuriyet döneminde, kadınlarımızın hakları konusunda, batı ülkelerindekine benzeyen haklara sahip olmak için çalıştıklarını söylemek zor.

Ama; biz kadınlara bazı büyük batı ülkelerinden daha önce, bu haklar ATATÜRK tarafından verilmiştir. Cumhuriyet dönemi ve kadın haklarının tarihi süreci hiç de kolay olmamıştır. Kadın haklarının yok sayıldığı, Osmanlı İmparatorluğu?ndan kadın/erkek eşitliğinin kabul edildiği modern ülkenin Cumhuriyeti?ne geçiş birçok devrimlerle birlikte ancak mümkün olabilmiştir.

Bu devrimlerin en önemlisi Türk Kadınları?nın erkekler ile denk toplumsal varlık olarak toplum içerisinde yerlerini almaları bir uygarlık aşamasıdır. ATATÜRK, 1926 yılında TBMM?de belirlemiş olduğu ve kabulle yürürlüğe girmiş olan ve Türk kadınlarını katı kurallar zincirinden kurtaran medeni yasa ile Türk kadınına 1000 yıl önce kaybettiği haklarının geri iade edilmesinin temelini oluşturmuştur. Bu andan itibaren kadın güçlenmeye kişiliğini aramaya başlamış ve erkeğinin yakınında toplumsal faaliyetlerde hazır konuma gelmiştir. Türk kadınına seçme ve seçilme haklarını verilmiştir.

1930?da kadınlara belediye seçimlerinde seçme ve seçilme hakkı tanındı. 4 Mayıs 1931 yılında ilk toplantısını yapan 4. Dönem TBMM belirlenmiş, 26 Ekim 1932 tarihinde onaylanan bir yasa ile; Türk kadını muhtar, köy ihtiyar heyeti üyesi seçilme ve seçme hakkını elde etmiştir. 5 Aralık 1934 tarihinde yürürlüğe giren bir yasa ile kadın/erkek eşitliği kapsamında tüm hukuk ?Kadınlara Millet Vekili Seçme ve Seçilme Hakkı?nı vermiş oluyordu.

ATATÜRK, Cumhuriyet'in ilanından yaklaşık 9 yıl önce, kadınlar ve kadın hakları ile ilgili şöyle demiştir. "Bizim sosyal toplumumuzun başarısızlığının nedeni; kadınlarımıza karşı gösterdiğimiz ilgisizlikten ileri gelmektedir. Yaşamak demek: faaliyet demektir. Budan dolayı bir sosyal toplumun bir organı faaliyette bulunurken, diğer bir organı işlemezse, o sosyal toplum felçli demektir."

Kadınlarımızın kendi kaderi ile beraber ülke kaderinde de söz sahibi olabilmelerinin yolu, iyi bir eğitim almak, siyaset uygulamak ve organize bir toplum olmaktan geçer.

İşte ATATÜRK bu!

Yeri doldurulamayacak büyük lider!

Biz kadınlar O?na ne kadar minnet duysak azdır.

Işıklar içinde yat büyük lider?

Türk kadınları olarak bizler de;

Verdiğin emanetlerin hepsine can siperane sahip çakacağımızdan en ufak endişen olmasın.

 

Rahat uyu eşsiz insan!