Şubat 2020
PSÇPCCP
 12
3456789
10111213141516
17181920212223
242526272829 

"Kadını güzel yapan şey ne saçı, ne vücudu, ne de kaşı gözüdür. Kadını asıl güzel yapan sevgisini paylaşabilmesi, fedakârlığı, karşılık beklemeden verdiği emeği, sınırsız sorumluluğu, toplumsal duyarlığı, barışçıl olması, engin anlayışı, sadakati, kalbini de katarak kullandığı aklı ve ana olma özelliğidir."

SONGÜL DÜNDAR

Aşık Dündar

sound by Jbgmusic
23
Tem
2009
Doğa ve Çevre Nesilden Nesle Emanettir
Songül Dündar tarafından yazıldı   

Leylek yuvaları vardı yüksek yapılı evlerin çatılarında.
Kırlangıç yuvaları köy duvarlarının kovuklarındaydı.
Turnalar yuva yapmışlardı göl kenarlarında.
Tüm göçmen kuşlar, ev olarak yaptıkları yuvalarını köylülere emanet ederlerdi bahara dönünceye kadar.
Hiç kimse o yuvalara dokunmazdı, bozmazdı.
Yuva yıkanın yuvası olmaz derlerdi.
Ne yazık ki; bunların hepsi geçmişte kaldı.
Biz böyle gördük, böyle büyüdük.


Karınca yuvasına dokunmazdık, kuş yuvasını bozmazdık, kurdu, ayıyı vuranlara iyi gözle bakmazdık.  Halk; ?Avcının muradı olmaz? diye, yaban hayvanı avcılarını manevi baskı altında tutardı. Güvercine melaike derlerdi, tilkiyi uğur sayarlardı. Yılana bile taş atana kızarlardı. Kertenkeleyi kovalayıp kuyruğunun kopmasına sebep olanları bile manevi bir anlam yükleyerek; ?kertenkelenin kopan kuyruğu yıldızı görünceye kadar, koparana beddua eder?  derlerdi. Hayvanları koruma amaçlı kutsal halk inançları vardı. Büyüklerimiz; ?Allah?ın dil bilmez hayvanından ne istersin? diye; hayvanlara dokunanları uyarır, taş atanlara kızarlardı.
Biz; büyüklerimizden, atalarımızdan ve analarımızdan böyle gördük.


Büyüklerimiz; nimet diye ekin tarlalarını çığnamazlardı ve çığnatmazlardı. Gonca gülü koparanlara; ?muradın olmaz? diye, yüreğine korku salarlardı. Suya işenmez, su mübarektir diye kutsal değerleri kalkan yaparlardı. Biz böyle gördük büyüklerimizden.
Büyüklerimizin;
?Eskiden bin bereket vardı.? Demeleri bu yüzdendir.
Atalarımızın;
? Hiçbir şeyin tadı kalmadı. Ne etin, ne sütün demeleri bu yüzdendir.
Ninelerimizin;
Eski köy çeşmelerine ağıtlar yakmaları bu yüzdendir.
Analarımızın;
?Köyümü çok özledim.? Diyerek, her yıl köye gitmek için can atmaları bu yüzdendir.
Bu yüzdendir çoban çeşmesine yakılan türküler. Bu yüzdendir kır çiçekleri için söylenen deyişler. Bu yüzdendir turnalar için dönülen semahlar. Bu yüzdendir ağ tavuk için, çil horoz için dizilen maniler. Ve bu yüzdendir: ?üç beyaz güvercin olsam? türküsü?


Var mı bahçenizde saksağan yuvaları?
Nerede Ege sahillerinde Yunus sürüleri?
Kaldı mı ekmeğini Kars çayında balık tutarak çıkaran? 
Yok; Çünkü: Temiz doğa ve çevre diye bir şey bırakmadık.
Biter mi beton yığınlarının arasında menekşeler?
Açar mı kirlenmiş atmosferde; laleler, papatyalar, zambaklar?
Açmaz; Çünkü: Temiz hava ve su diye bir şey bırakmadık?
Baca dumanlarından göz gözü görmez oldu.
Kışın kirli yağıyor kar, kendi yüzümüzden.
Ozon tabakasını deldik.
Yazın güneş canımızı acıtıyor, kendi yüzümüzden.
Doğa ve çevreye yaptığımız ihanet;
Saymakla bitmez, yazmakla tükenmez.
Bir an önce bu kötü gidişe dur demeliyiz.
Geçmiş nesilden nasıl devraldıysak, gelecek nesle öylece devretmeliyiz.
Çünkü:
Doğa ve çevre; nesilden nesle emanettir.