Şubat 2019
PSÇPCCP
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728 

"Kadını güzel yapan şey ne saçı, ne vücudu, ne de kaşı gözüdür. Kadını asıl güzel yapan sevgisini paylaşabilmesi, fedakârlığı, karşılık beklemeden verdiği emeği, sınırsız sorumluluğu, toplumsal duyarlığı, barışçıl olması, engin anlayışı, sadakati, kalbini de katarak kullandığı aklı ve ana olma özelliğidir."

SONGÜL DÜNDAR

Aşık Dündar

sound by Jbgmusic

Mayıs 2010

YER ALTINDA EKMEK SAVAŞI

24 Mayıs 2010

 

   Kömür ocakları?

   Bir lokma ekmek için mücadele?

   Her gün endişeli bekleyiş?

   Acı son ve ölüm?

   Dünyanın hiçbir yerindeki kömür ocaklarında bu denli bir tablodan söz edilmemektedir. Elbet ki her mesleğin olduğu gibi kömür ocaklarında çalışanların da iş riski olacaktır. Ama, bir savaş sonuçları gibi, bir katliam ölümleri gibi rakamlar, yüreğimizi acıtıyor.

     1955 yılından bu yana kömür ocaklarında ölen işçilerin sayısı: 2 bin 715, yaralanan işçilerin sayısı ise: 326 bin 32, geride kalan gözü yaşlı anaların, yüreği dağlı eşlerin, babasız kalan boynu bükük çocukların, ölümlerin tarumar ettiği ailelerin sayılarını tahmin edebilmek ise; mümkün değildir.

    Sözün özü; kömür ocaklarındaki kazalar bakımından Türkiye, Avrupa ülkeleri arasında ilk sırada ve dünya sıralamasında ise üçüncü sırada yer almaktadır.

    Peki, bizim bu listenin en kötüsü oluşumuzun sebebi nedir?

    Peki, Avrupa ülkeleri arasında bizden daha kötüsünün olmayış sebebi nedir?

19 MAYIS 1919

17 Mayıs 2010

Atatürk'ün Samsuna çıkışı...

Kurtuluş günü...

Gençlik ve Spor Bayramı...

Atatürk'ü anma günü...

Hepsi doğrudur.

Hepsi aynı değerde önemlidir.

Her satır bir destanın adıdır. Her sözcük, bir ulusun yeniden var oluşunun ifadesidir. Her harf, Türk'ün yeniden şahlanışının simgesidir.

Bütün umutların tükenmeye başladığı bir dönemde Mustafa Kemal Atatürk'ün, Türk Milleti için; ya istiklal ya ölüm. Diyerek Samsun'a çıkması, bağımsızlık ve özgürlük mücadelemizin başlangıcı olmuştur.

19 Mayıs 1919 tarihi ile birlikte, Türk milleti, kendi makûs talihini tersine döndürmeye başlayarak, esaret altında var olunamayacağını ve kutsal vatan topraklarımızın ilelebet işgal edilemeyeceğini tüm dünyaya haykırmıştır.

Bu destanın adı: Kurtuluş Savaşı'dır.

Destanı yazan: Türk Ulusudur.

Destanın beyni ve önderi: Mustafa Kemal Atatürk'tür.

Bu destanın kalbi: Halk iradesi olan TBMM'dir.

ANA YÜREĞİ

10 Mayıs 2010

Ana yüreği sevgi doludur?

Ana yüreği sıcacıktır?

Bembeyaz, yumuşacık, pamuk gibidir.

Ana yüreği yaralıdır?

Ana yüreği param parçadır.

Kırıldıkça parçaları geri yapıştırılmış nadide bir vazo gibidir.

İnsanoğlu yeryüzüne ineli beri ana yüreği hırpalanmış, horlanmış, şiddet görmüş, sabana koşulmuş, sırtına yük vurulmuş, mutfakta aşçı, fabrikada işçi, köyde çiftçi olmuş, erkeğine kadınlık, yavrusuna analık, yetimine babalık yapmış, ömrünü tüketmiş, düşmanla tırnaklarıyla savaşmış, acımasız yaşamla mücadele etmiş?

İşte ana yüreği bu?

Yaşanmış örnek mi istersiniz?

Sayamayacağımız kadar çok?

Birinci dünya savaşında, ikinci dünya savaşında, kurtuluş savaşında?

Kafkaslarda, Balkanlarda, Anadolu?da?

İşte küçük bir kesit:

?Savaşların Kadını? romanının sayfalarındaki bir ananın başından geçen yaşanmış bir gerçek;

?Yıl 1915, Ermeni mezaliminin Anadolu?da acımasızca uygulandığı günler? Ermeni katliamından kurtulmak için, biri kundakta ve en büyüğü 5 yaşında olan 3 çocuğu ile Kars topraklarındaki köyünü, soğuk bir güz günü terk etmek zorunda kalan genç bir ananın yürek dağlayan öyküsüdür. Binlerce emektar anayı temsil eden roman kahramanı, Ermeni zulmünü ve Ermeni katliamını bizzat yaşadıktan sonra, yavrularını korumak için günlerce ıssız ormanlarda tek başına kalır, bir mucize eseri ormandan kurtulur ama, sırtına binen yaşamın yükü onu hiç bırakmaz. Kurtuluş savaşında kocasını kaybeder ve çocuklarını tek başına yok ve yoksulluk içinde büyütmek zorunda kalır. Elleri nasırlı, sırtı şeleli, gözleri yaşlı Hür Ana, diğer analar gibi hep yüreği dağlıdır. Sıkıntılarla ve savaşla başlayan ömrü, sıkıntılar içinde ve hiç bitmeyen savaşla son bulur. Dağlanır ana yüreği??

1 MAYISLAR BİTER Mİ?

03 Mayıs 2010

 

 

1 Mayıs, barış içinde kutlanması gereken işçi bayramıdır.    

1 Mayıs?ı amacından saptırmak, yanlıştır.

1 Mayıs?ı engellemeye çalışmak ise;

En büyük yanlıştır.

Bunun orta yolu, 1 Mayıs?ın amacına uygun olarak kutlanması ve herkes tarafından öyle görülmesidir.

1 Mayıs; işçinin, emekçinin bayramıdır.